Anlat Aşkını

İş Kadınının Gardırobu

İş Kadınının Gardırobu

Dosyaları incelemek, ekonomik gelişmeleri takip etmek ya da fikir üretmek tamam, ama dış görünüşünüzün de çok önemli olduğunu hep aklınızda tutmanız lazım. Malum, imaj, gücün aynasıdır. Özellikle de iş hayatındaki kadınlar için. 😉

Hepimiz biliyoruz ki çalışma hayatında tembelliğe yer yoktur. Ancak “İş hayatında ciddiyet şarttır, giyim riske tabi değildir” deyip bazı noktaları es geçerek ilerlemek, kişiliğinizden ödün vermenize sebep olabilir. Projeleri yönetirken, hedeflerinize ulaşmada size yardımcı olan hayal gücünüzü, imajınız için ne kadar kullanıyorsunuz?

Endişelenmeyin, burada amaç stil ikonu haline gelmek değil, sadece her yönden başarılı bir iş kadını profili çizebilmek. Kadınlar sosyal açıdan güç kazanırken giyimleriyle güçlerini de sergileme eğilimlerinin sonucu olarak iş hayatında takım elbise giymeye başladılar.

Pantolon-ceket takımları, döpiyesler ve benzeri kombinler iş kadınlarının simgesi haline geldi. Giyim kuşam sanatı, başarıya ulaşmak isteyen kadınların kadrajına girdi. Coco Chanel şöyle diyor: “Zamanınızı bir duvarın arkasında, onu bir kapı gibi kullanarak geçirmeyin. Modanın geçici, stilin ise kalıcı olduğunu unutmayın.” En önemlisi: “Bir kadının en çıplak halinin en iyi giyindiği hali olduğunu her zaman hatırlayın.”

Bugünlerde, yaşanmış, keşfedilmiş ve ortaya çıkarılmış ilklerin tasarım boyutlarını revize eden bir moda endüstrisinin var olduğunu söyleyebiliriz. Toplumda, başarılı iş kadınları sayesinde iş hayatındaki erkek hegemonyası her ne kadar kırılmış olsa dahi, kadının kazandığı statü gereği sergilediği imaj, moda olan her şeyi kendiliğinden karşımıza çıkarıyor. Emekleyerek çıkılan bu yolda bazen tökezlemek, hatta düşmek de mümkün. Tehlikeden kaçıp yokuşları korkarak çıkıyorsanız, karşılaştığınız düzlüklerde yalnız başına kalmayı kabul ediyorsunuz demek tir. Bilginiz ve çalışma şartlarınız çerçevesinde emin adımlarla ilerleyebileceğiniz gibi, dış görünüşünüzle profesyonelliğinizi taçlandırmak da size kalıyor. Bu nedenle gardırobunuz, elinizde bulundurabileceğiniz etkin bir “silah” olarak büyük önem taşıyor.

kadin-pantolon-ceket

 

İş Kadınının Gardıropla İmtihanı

İş kadınlarının kurumsal merdivenleri istikrarlı adımlarla tırmanarak başarıya ulaşmalarının bir nedeni de büyük bir profesyonellikle oluşturdukları gardıroplar. 40’lı yılların ev kadınları mutfak önlüklerini atarak 50’lerde karşımıza sekreter modeliyle, 2000’li yıllarda ise CEO olarak çıktı. Bu değişimin nasıl olduğunu anlamak için, kadının başarısı kadar iş kadını gardırobunun tarihine de göz atmakta fayda var. İkinci Dünya Savaşı sonrası, yani 40’lı yılların ikinci yarısında devam eden savaş sonrası yoksunluk, çoğu insanın ve sektörün yaratıcılık ve yeteneğine her ne kadar kilit vurduysa da evini çekip çeviren kadının üretmesine mani olamadı. Malzeme kıtlığı yüzünden kadınlar, zor bulunan herhangi bir kumaşı, hatta avantaj haline getirmeyi ve minimalist ve tekdüze görünümü seksi kılmayı başardılar. Nadiren bulunan naylon çoraplar bacakların görünmeye başlamasına yaradı. Kumaş kıtlığı daha kısa eteklerin, şortların ve ceketlerin üretilmesine neden oldu. Etek-bluz takımlar, ünlü film yıldızı Marlene Dietrich’in pantolon giymeye başlamasıyla raflara kalktı.

Savaşın yükünün omuzlardan kalkmaya başladığı 1950’lerde kadınlar, bir zamanlar alışık oldukları şaşaalı görünüşü ve lüksü yeniden ele geçirme fırsatını yakaladılar. 60’lı ve 70’li yıllarda moda eksenindeki değişim, tanınmış insanların sahiplendiği tarzların, iş kadınları başta olmak üzere çok büyük kitleleri peşinde sürüklemesiyle yaşandı. J. F. Kennedy’nin eşi Jacqueline Kennedy moda ikonu görevini üstlendi; Beyaz Saray’dan tüm dünyaya, modanın sadece üst sınıfa ait olmadığını, her yaştan ve her statüden insanın kendisini geliştirmesi için onu kullanması gerektiğini benimsetti.

1960 modasına yön veren İngiliz moda tasarımcısı Mary Quant, ödül almak için katıldığı Buckingham Sarayı’ndaki davette giydiği mavi astarlı, krem rengi mini elbisesiyle “mini” akımını başlattı. 70’li yıllarda Gloria Gaynor, Thelma Houston ve Donna Summer gibi disko divaları, bizi çiçek ve geometrik desenler, büyük kalın bileklikler, karman çorman kolyeler, kısacası “renkli kaos” ile tanıştırdılar. 80’li ve 90’lı yıllarda kadın doğası tasarımlara yansıtılarak etek boyları süper mini, elbise formları süper fit olarak yeni şekillere büründü. 2000’lerde klasik takımlar ağırlıklarını hissettirdi. (Hangi yılda olursa olsun, takımların daha uzun yıllar boyunca altın çağını yaşamaya devam edeceği kesin.)

Türkiye’de Durum Nasıl?

Günümüzde adeta yeni bir moda akımı olarak karşımıza çıkan organik giyim, iş dünyasının da yeni gözdesi. Tekstil sektöründe kullanılan zararlı kimyasal maddelere karşı duyulan tepki, organik giyim tercihinde belirleyici rol oynuyor ve çevreye duyarlı, bilinçli iş kadınlarının tercihlerini yönlendiriyor. Boyner Holding Yönetim Kurulu Üyesi Ümit Boyner’den Akbank Yönetim Kurulu Başkanı Suzan Sabancı Dinçer’e kadar birçok isim günlük hayatlarında organik giyimden büyük ölçüde yararlanıyor.

İş kadınları, karşılaştıkları zorluklar esnasında hızlı düşünme yeteneği ve çalışma disiplinleri sayesinde engelleri nasıl aşıyorlarsa, giyim konusunda da farklı çözümleriyle moda dünyasına yön veriyorlar. Ece Ege ve Ayşe Ege’nin baş tasarımcılığını yaptığı Machka, romantik çizgisiyle iş kadınlarına her zaman rahat ve lüks kullanım kolaylığı sunuyor. Kışın pastel tonlarının yanı sıra iş kadınlarının olmazsa olmaz rengi siyah ve siyaha alternatif lacivert ise tasarımların vazgeçilmezleri niteliğiyle karşımıza çıkıyor. Vakko kadınının güçlü fakat yalın halini gözler önüne seren C Line, özellikle iş kadınlarının ihtiyaçlarına yönelik oluşturulmuş bir koleksiyon. Cristina Ortiz imzası taşıyan koleksiyon, zamanı aşan şıklığın püf noktalarını modern bir çizgiyle yorumluyor. Özel tasarım giyinen iş kadınları da yok değil. Simay Bülbül’ün ekibi, özellikle iş kadınlarının ihtiyaçlarına yönelik tasarım çalışmalarına da yer veriyor. Leyla Alaton ve Füsun Eczacıbaşı, Bülbül’ü tercih edenlerden.

İş kadınlarına yönelik özel servis veren bir diğer moda tasarımcısı da Özlem Süer. Kurumsal iş hayatına sahip kadından, daha esnek atmosferde iş hayatı sürdüren kadına yönelik farklı alternatifler sunan bir hazır giyim koleksiyonu bulunuyor. Süer’in tasarım ekibi, servis noktalarına gelme imkânı olmayan iş kadınlarının evlerine ya da ofislerine gidip özel dikim siparişler de alabiliyor.



Bir Cevap Yazın