Anlat Aşkını

Ege’de Parlayan Güneş

Ege’de Parlayan Güneş

Köklü tarı̇hı̇ ve bı̇rbı̇rı̇nden güzel ada ve sahı̇llerı̇yle, hem denı̇z hem de kültür meraklılarının vazgeçı̇lmezı̇ olan yunanı̇stan, adeta Ege’nı̇n parlayan güneşı̇ oluyor.

Balayının gözde destı̇nasyonlarından olan yunan adaları ı̇se romantı̇k bı̇r tatı̇lı̇n en yakın çözümlerı̇ arasında yer alıyor. Felsefe tarihinin önemli merkezlerinden olan ve Helen Uygarlığı’nın devamı niteliğindeki Yunanistan’ın resmi adı da Helen Cumhuriyeti’dir. Tarihi M.Ö 3000’lere kadar uzanan ülke, kültür ve turizm açısından önemli bir yere sahip. Yunan topraklarında bilinen en eski uygarlık, erken bronz çağında; Ege Adaları, Batı Anadolu ve Yunan yarımadasında hüküm süren Kikladik (Kiklad) uygarlığıdır. İlk Yunanca konuşan kavim olan Mikenler’in ise M.Ö 2000 ve 3000 yılları arasında Yunanistan’a geldikleri düşünülüyor. Antik Yunan döneminde Miken ve Kiklad uygarlıklarının yanı sıra Girit’te Minos (Minoan) Uygarlığı da hüküm sürmüştür. Yunanistan günümüzde, coğrafi olarak Makedonya, Orta Yunanistan, Peloponisi (Mora Yarım Adası), Tesalli, Ege Adaları (12 Ada ve Kiklades Adaları), Trakya, Girit ve İyonyan Adaları isimli bölgelerden oluşur. Bununla birlikte ülkede 1400 ada bulunur, bunlardan yalnızca 227 tanesi yerleşime açıktır. 18 adet UNESCO Dünya Mirası bulunan Yunanistan’ın başkenti ise Atina şehridir.

HAREKETLİ BAŞKENT ATİNA

İsmini, Antik Yunan’da şehrin koruyucusu olduğuna inanılan, savaş tanrısı Athena’dan alan başkent Atina; Yunanistan’da en çok turist çeken yerler arasında. Dağlarla çevrili olan ve sadece Batı cephesi denize açılan şehir, kültür turizmi açısından birçok alternatife sahip. Özelikle şehrin en yüksek tepelerinden birinde bulunan Akropolis ve içerisindeki Parthenon Tapınağı görülmeye değer tarihi yapılar arasında yer alıyor. Merkezde ise, parlamento binasının da bulunduğu Syntagma Meydanı (Anayasa Meydanı) modern Yunanistan’ın simgelerinden. Monastraki Meydanı ise Osmanlı’dan kalma Tsisdarakis

Cami gibi özel yapılarla ziyaretçileri karşılıyor. Bu meydan ayrıca, gece hayatıyla da ünlü. Burası akşamları, Akrapolis manzarasına karşı uzo içerek Atina’nın keyfini çıkaranlarla doluyor. Alışveriş yapmak isteyenler ise Ermou Caddesi ve Kolonaki Caddesi’ni tercih ediyor.

YENİ CENNET NAFPLİON

Mora yarımadasında bulunan ve 1829-1834 yılları arasında Yunanistan’ın ilk başkenti olan Nafplion, taş sokakları ve mimarisiyle ilk bakışta bir İtalyan şehri izlenimi veriyor. Gemiyle ulaşımın oldukça kolay olduğu şehre adım attığınızda, Palamidi Kalesi ile karşılaşıyorsunuz. Venediklilerin işgalinden sonra 1686’da inşa edilen kale, 216 metre yükseklikte bulunuyor ve merdivenlerle ulaşılıyor. Mavi ve yeşilin kucaklaştığı bu liman kenti, Neo-klasik binaları, çini çatıları, bozulmadan korunmuş eski mahalleleri, geniş kaldırımları ve meydanları ile hayranlık uyandırıyor. Birçok ziyaretçi Nafplion’u bisiklet kiralayarak gezdikten sonra, kafelerde, Frappe isimli soğuk kahvenin tadını çıkarıyor.

ÜNLÜ MİKONOS

Yunan Adaları içerisinde ismi en çok bilinen adalardan biri olan Mikonos (Mykonos); gece hayatı, sabahın ilk ışıklarına kadar süren plaj partileri, pelikanların dolaştığı taş sokakları, bembeyaz evleri, şık kafe, restoran ve barları ile biliniyor. Ege Denizi’nde, Kiklad Adaları’nın bir parçası olan Mikonos, 89 kilometrelik sahil şeridine sahip. Yaz aylarında nüfusu artan adanın en önemli gelir kaynağını turizm oluşturuyor. Adanın merkezi olan Chora, geniş bir körfezi kapsıyor. Labirenti anımsatan dar sokaklar, limanı çevreleyen evler ve görkemli kiliselerden oluşan bu bölgede ayrıca birçok butik, restoran, bar, kafe ve sanat galerisi de bulunuyor. Mikonos’un simgelerinden kabul edilen yel değirmenleri de yine merkez bölge Chora’da yer alıyor. Bunun dışında adanın farklı noktalarında pek çok plaj, deniz ve güneş tutkunları tarafından rağbet görüyor. Kültür meraklılarının adresi ise, 13, 16 ve 17. yüzyıllarda parça parça inşa edilen Paraportiani Kilisesi oluyor. Kilise, adada en çok fotoğraf çektirilen noktalar arasında ilk sırada yer alıyor.

EN BÜYÜK GİRİT

Yunanistan’ın en büyük adası olan Girit, Akdeniz’in de beşinci büyük adası. Tarihi ve doğal güzellikleriyle ünlü ada, yılın her mevsiminde turistler tarafından ziyaret ediliyor. Minos Uygarlığı’nın beşiği olan Girit’te aynı zamanda Bizans, Türk ve Venedik izleri de görülüyor. Özellikle, adanın kuzeybatısında bulunan Hanya kentinde Venedik etkileri kendini gösteriyor. Bu bölgede Venedik tarzı villalar ve dar sokaklar dikkat çekerken, bir zamanlar Venedikli tüccarların yaşadığı konutlar ise günümüzde şık butik oteller olarak hizmet veriyor. Girit’te görülecek yerlerin başında, 1523-1540 yılları arasında yeniden inşa edilen, Kandiye kentindeki Venedik Kalesi geliyor. Kandiye şehrinin yakınlarında bulunan ve Minos Uygarlığı’na başkentlik yapmış Knossos Antik Kenti ise Girit’in köklerine yolculuk yapmak isteyenleri bekliyor.

ŞÖVALYELER ADASI RODOS

M.Ö 280 yılında Dorlar tarafından liman girişinde inşa edilen ve dünyanın yedi harikasından biri kabul edilen Rodos Heykeli (Kolossos), Tapınak Şövalyeleri tarafından inşa edilen Rodos Kalesi ve Orta Çağ’dan kalan UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki Antik Şehir ile Rodos, Yunan adaları içinde bir yıldız gibi parlıyor. Bizans, Yunan, Venedik ve Türk izlerinin bir arada görüldüğü Rodos’ta dolaşmak, tarihin içinde yolculuk yapmak anlamına geliyor. Özellikle Palace Of The Grand Masters (Büyük Ustaların Sarayı) ve Hora bölgesindeki Osmanlı eserleri görülmeye değer. Ada, yoğun tarihi ve kültürel zenginliğinin yanında eşsiz plajlarıyla da ziyaretçileri kendine âşık ediyor. Akropolis’in doğusundaki ana plaj, sığ denizi ve kumlu sahiliyle, Aziz Paul Koyu ise turkuaz renkteki deniziyle büyülüyor.

KİKLAD’IN EN GÜZELİ SANTORİNİ

Santorini’nin de içinde yer aldığı Kiklad Adaları adını, Yunanca çember anlamına gelen “cyclos” kelimesinden alıyor. Delos Adası etrafında dairesel olarak dizilen bu 12 ada, Kiklad Uygarlığı’nın kültürel mirasını günümüze taşıyor. M.Ö 1450 yılında patlayan volkan, adaya bugünkü hilal şeklini veriyor ve o dönemde burada yaşayan Minos Uygarlığı’nın tarihe karışmasına neden oluyor. Kiklad Adaları’nın en gösterişlisi olan Santorini, Ege’nin lacivert denizini, yamaçlara sıralanmış bembeyaz kübik evlerle selamlıyor. Adanın merkezi sayılabilecek ve ne büyük yerleşim olan Fira (Thira) ise bir falez boyunca konumlanıyor. Skala Limanı’ndan Fira’ya ulaşmak için oldukça uzun bir merdiveni çıkmayı göze almak gerekiyor. Alternatif olarak bir ada klasiği olan eşekler ya da teleferik de kullanılıyor. Yukarıda bulunan ünlü Yunan tavernaları, Santorini’de eğlencenin kalbinin burada atmasını sağlıyor. Ola Köyü ise daha sakin ve doğayla iç içe zaman geçirmek isteyenlerin tercihi. Ola’da, tepeden deniz kıyısına doğru alçalarak sıralanmış beyaz evlerin üzerinden, dünyanın en güzel günbatımına şahit olmak mümkün. Santorini, her yönüyle büyülü bir atmosfer sunuyor.



Bir Cevap Yazın